All for Joomla All for Webmasters
Yakın Tarih

Çamerya Soykırımı !

Çamerya Soykırımı !

İkinci Dünya Savaşı hiç şüphesiz bütün Balkanları olduğu kadar Yunanistan’ı da sarsmıştır;
önce İtalyan, sonra Alman ve Bulgar işgallerine uğrayan Yunanistan aynı zamanda, büyük bir iç savaş yaşamıştır [21].
İç Savaş’ta anti-komünist cepheyi oluşturan ve önce cumhuriyetçi sonra kralcı çizgide seyreden EDES (*)
ve başındaki General Napoleon Zervas, bir taraftan komünist EAM-ELAS (**) kuvvetlerine karşı savaşırken [22],
bir taraftan da Yunanlı olmayan unsurlara – Makedon ve Arnavutlar’a – karşı temizlik hareketleri yürütmekteydi.
Bu saldırıların bir bölümü Epir bölgesine yönelmiş ve Çamerya’da yaşayan Arnavutlar hedef alınmıştı.
Yanya çıkışlı Alman istihbarat bilgilerine göre, bir ara Almanlar’la işbirliğine giden Zervas,
daha sonra İngilizler tarafından desteklenmiş [23] ve 1944 Haziran ayında Çamerya’da geniş çaplı bir katliam
ve etnik temizlik gerçekleştirmiştir; bu aynı zamanda, Yunanistan tarihinde ilki 1821 İsyanı’nda [24],
sonrakiler Balkan Savaşları ile Anadolu’yu işgal ettikleri 1919-1922 yılları arasında da yaşanan ve Yunanlılar’ın giriştiği
çeşitli soykırım hareketlerinden biri olarak anılacaktır [25]

İkinci Dünya Savaşı patlak verdikten sonra, İtalyan işgalinden önce Yunanistan’da genel seferberlik ilan edildiğinde (***),

Yunan vatandaşı olan Çameryalı Arnavutlar da hükümete başvurarak ortak düşmana karşı savaşmak üzere
silah altına alınmak veya silahlandırılmak istemişlerdir. Atina bunun üzerine Çameryalılar’ı da seferberlik kapsamına almış,
ancak silah vermek yerine, Arnavutları kazma kürekle inşaat işçiliğinde çalıştırılmıştır.
Bu hareketler Arnavutlar’ın açıkça dışlanmasına, işin başlangıcında yaptıkları jestin kötüye kullanıldığı kanaatinin uyanmasına
ve ayrıca, hükümete duyulan güvenin tamamen sarsılmasına yol açmıştır. İtalyan işgali sırasında ise,
kısa süre önce yaptığı hatâyı bilen Yunan yönetimi, Arnavutlar’ın tepkisinden çekinerek,
14 yaş ve üzerindeki bütün erkekleri kitleler halinde toplama kamplarına sürmüş,
bunları Midilli, Sakız adaları ile Korint’teki kamplarda toplamıştır. Sürgün sırasında savaş esiri gibi
kendilerine çok kötü davranılan Arnavutlar böylece hem evlerinden koparılmış hem de cepheden uzaklaştırılmışlardır.
[Fakat belki de daha önemlisi] Çamerya’da savunmasız kadınlar, yaşlılar ve çocuklar kalmıştı ki, bunlar cinayetlere,
soygun ve tecavüzlere uğrayacaktı. Böylece Çamerya bölgesindeki Müslüman Arnavut halka karşı soykırım hareketi
27 Haziran 1944’de başladı… insanların çeşitli uzuvlarının kesilip parçalandığı, hamile kadınların,
bebeklerin katledildiği bir vahşet söz konusuydu. Göz çıkarma, burun, kulak kesme ve benzeri vahşet sonucunda
ilk 24 saat içinde sadece Paramiti ‘de 600 ‘den fazla insan katledilmişti.
27 Haziran 1944 ile Mart 1945 arasında Filat’ta 1286 kişi, Gümenice (Gumenika) ve çevresinde 192 kişi,
Margellic ve Parga’da ise 626 kişi öldürülmüş, meçhul kayıplar ve başka vak’alarda ise yüzlerce insan daha yok olmuştu.

1944 Haziran’ı ile 1945 Mart’ı arasında Yunanlılar bütün Çamerya’da sivil halktan 3242 kişiyi kat/etmişlerdir;
bunlardan 2900’ü yaşlı veya genç erkek, 214 ‘ü kadın, 96’sı çocuktur. Ayrıca 745 kadına tecavüz edilmiş,
76 kadın kaçırılmış, 3 yaşından küçük 32 bebek katledilmiş, 68 köy yerle bir edilmiş, 5800 ev ve ibadethane [câmiler dahil]
yakılmış ve tahrip edilmiş, evler talan edilmiş, o arada 84. 752 kilogram zeytinyağı, 674.344 kilogram buğday,
4453 iş ve koşum hayvanı ile 49.435 ev / kümes hayvanı çalınmıştır. Bütün bu vahşetin ardından,
Mart 1945 ‘den sonra hayatta kalabilen Müslüman Arnavutlar anayurtlarını terk etmek zorunda kalmışlardır.
Bu zoraki göç sonucunda aynı zamanda Yunan vatandaşı olan etnik Arnavutlar Arnavutluk’ta örgütlenmişlerdir…
Savaş sonrasında yeni Arnavut yönetimi Çamerya Sorunu’nu uluslararası arenaya getirmek üzere
Paris Barış Konferansı’nın gündemine taşımıştır. Burada Müttefik Devletler Dışişleri Bakanları Konferansı’nda da
Çameryalılar’ın yeniden vatanlarına dönmek istedikleri ve mülklerinin iâdesi dile getirilmiştir…
Müttefik hükümetlerinden Birleşmiş Milletler’e kadar çeşitli forumlara birer bildiri ve talep yazısıyla başvuran Çameryalılar’a
kimse yardımcı olmamış, cevap dahi vermemiştir… 1945 Eylül’ünde Avlonya’da [Vlora-Arnavutluk] toplanan
2. Çamerya Kongresi’ne katılan İngiliz, Rus ve Yugoslav temsilcileri de, bu halkın sefaletini görmelerine rağmen,
bir cevap veya destek vermemişlerdir. Binlerce aç ve evsiz Çameryalı Arnavut’a
ancak 1.2 Milyon Dolarlık bir yardımda bulunulmuştur.
1947 ile 1990 arasında ise, gayrı-milli ve komünist Enver Hoca rejinıi bu konuda tamamen suskunluk içine girmiştir…
1945 olaylarından hemen sonra Yunanlı yöneticiler, bölgedeki demografik yapıyı alt üst etmek üzere buraya Yunanlı,
Ulah ve Roman (Çingene) nüfus yerleştirme yoluna gitmiş; Ortodoks mezhebinden olup orada kalabilen Arnavutlar’a ise
herhangi bir hak tanımamıştır. Ortodoks kimliğinin dışında Arnavut etnik kimliğini inkâr eden Atina’nın bu politikası sonucunda
Çamerya Arnavutları kendi topraklarında kendi dillerini konuşamaz olmuşlar, yasaklarla sınırlandırılmışlardır.
Asimile olmaları için de bütün tedbirleri alan Yunanistan, ayrıca sınırdışı edilen Çameryalı Arnavutlar’ın mallarını
ve mülklerini yeni sâkinlere, hem de hiçbir yasal-hukukî dayanak olmaksızın dağıtmıştır.
Şimdilerde ise, Yunan hükümeti Çamerya Arnavutları’na ülkeye giriş izni vermemekte, diş/ama ve ayrımcılık uygulamaktadır.
[Bir ethnosid/küİtürosid uygulaması olarak] Yunan yönetimi bölgedeki bütün yer adlarını Yunanca ‘ya dönüştürmüştür.

[Zamanın] Yunan başbakanı Konstantin Mitsotakis 1992 Mayıs’ında Arnavutluk’u ziyaret ettiğinde, Tiran ‘da yaptığı bir konuşmada,
Çamerya Arnavutları ‘nın İtalyan ve Alman işgalcilerle işbirliği yaptıklarını, buna göre Savaş Suçlusu olduklarını
ve Yunan yasalarına göre cezalandırıldıklarını, dolayısıyla Yunanistan’a dönmelerine izin verilmeyeceğini’ söylemiştir.
[Oysa], Çamerva Arnavutları işbirliği yapmadıkları gibi, işgalcilerin kurbanı olmuşlardır.
Ayrıca, işbirlikçilik Nazi işgali altına giren bir çok ülkede görülmüştür
ve söz gelişi başta Yunan generali [başkanı Yoannis Rallis] Rallis olmak üzere
30.000 Yunanlı, işbirlikçi olmalarına rağmen, çıkartılan bir Genel Af ile bağışlanmışlardır.
Öte yandan Çamerya Arnavutları’ndan büyük bir kesim EAM-EDAS ile birlikte işgalcilere karşı direnen ilk topluluk olmuştur.
Halbuki, Alman belgeleri asıl Çamerya Arnavutlarıı’nı katleden Napoleon Zervas’in Gestapo ile işbirliği yaptığını kanıtlamaktadır…

Günümüzde, Çamerya Arnavutları Yunanlılar’ın uyguladığı soykırımın kurbanı olarak haklarını aramaya devam etmektedirler:
27 Haziran 1944 Çamerya Soykırımı tarihteki yerini almıştır. O güne kadar bölgedeki şehirlerde % 99, köylerde % 100 oranında
Arnavut nüfusu varken, şimdi dağılmış durumdadırlar. Ortodoks Arnavutlar ise -kendilerine Arvanites/Arvanitler denerek-
etnik kimlikleri inkar edilip yokmuş gibi gösterilmeye çalışılmaktadır. Öte yandan, Arnavutluk Halk Meclisi 30 Haziran 1994 günü
oybirliğiyle aldığı bir kararla 27 Haziran gününü Çamerya Soykırımını Anma Günü olarak kabul ve ilan etmiştir .
Çamerya Sorunu, 1995 Ocak ayında La Haye’de Temsil Edilmeyen Milletler ve Halklar Örgütü’nün
4. Genel Kurulu’nda da gündeme getirilmiş ve 20-26 Ocak tarihleri arasında toplanan Genel Kurul’un 5. oturumunda
12 numaralı kararı olarak (Karar nu: 1995/12) şu noktalar vurgulanmıştır:…

1- Çam (Çamerya) halkının yeniden yurtlarına dönmesi ve vatandaşlık haklarının geri verilmesi;
2- Çam halkının mülkleninin geri verilme hakkının tanınması ve
3- Uluslararası kartalar ve belgelerden doğan uluslararası hakların tanınması, bunun için de Yunan hükümetinin Çamerya Sorunu’nun
tarihi gerçek/erini kabul etmesi ve hak ve çözümler için ciddi adımlar atması[29].
Çamerya Sorunu ve Çamerya Soykırımı Anma Günü Türkiye’de de yankı bulmuş ve Türk basını konuya yer vermiştir;
1998 Haziran ve Temmuz aylarında çeşitli gazeteler ve dergilerde Çamerya’yla ilgili haber ve makaleler yayınlanmıştır .
Yunanistan’ın Kuzey Epir iddiaları ile Çamerya Sorunu ve bununla ilgili etkinliklere
karşı Yunan kamuoyunda belli bir hassasiyet gözlenmektedir; bu sorun son zamanlarda Yunan kamuoyunda
rahatsızlık yaratmış ve çeşitli kanallardan tepkiler gelmeye başlamıştır:

Kendi topraklarında yaşayan diğer etnik azınlıklara uyguladığı ayrımcı/dışlayıcı ve asimilasyoncu politikaları sürdüren
Atina yönetiminin, Arnavutluk’un güneyine “Kuzey Epir” söylemiyle göz koyduğu uzun yıllardan beri bilinmektedir.
1986’da Atina’da bulunduğum günlerde, özellikle kiliselerin avlularındaki bazı ilan tahtalarında
‘Kuzey Epir’i Unutma!’ ve benzeri sloganları içeren çıkartmaİarı hala hatırlarım;
Stokhos gazetesinin de sayfalarını dolduran yayılmacı haritalarda ‘Kuzey Epir’in (Vorio İpiros) yer aldığı bilinmektedir.
Bu çerçevede, güney Arnavutluk’ta bir “Yunan azınlığı”nın varlığını ileri süren Yunanistan, bunların ‘hakları’ için
Arnavutluk yönetimine akla gelmedik şantajlarda da bulunmaktadır. Ortodoks Kilisesi mensubu olan bu bölge halkının,
Ortodoks olmaktan ve kilise dilinin Yunanca olmasından öte Yunanlılıkla bir ilgisinin olmadığını burada vurgulamak gerekir.
Çünkü, o bölgede ağırlıklı olarak Ortodoks Ulahlar ile Ortodoks Arnavutlar yaşamaktadır; o bakımdan sayısı 45-50.000’i geçmeyen
ve anadili Yunanca olan bir gruptan söz edilebilir, fakat bu sayı Yunanistan’ın iddia ettiği gibi 150.000 değildir [31].
Üstelik bu küçük etnik grubun bütün temel hakları Arnavut hükümetince tanınmıştır.
Bu topluluğun Omonia (Birlik/Dayanışma) adında siyasi bir derneği ve İnsan Hakları Partisi adında siyasal örgütü dahi mevcuttur;
bu partinin Arnavutluk meclisinde 2 üyesi bulunmakta ve topluluğun Arnavutluk’taki
ekonomik faaliyetleri büyük bir serbestlik içinde devam etmektedir.
Ayrıca bu topluluğa ait mezarlar, kiliseler ve onlara göre kutsal kabul edilen yerler saldırılara uğramamaktadır.
Ülke içinde seyahat özgürlüğüne hiçbir sınırlama söz konusu değildir. Gayrı menkûl alım ve satımı bu topluluk için de
diğer Arnavutluk vatandaşları gibi serbesttir, kısıtlama veya engelleme yoktur. Yunanistan’ın bu bölgedeki
Yunan etnik grubu için düzenlediği kültürel etkinliklere hiç bir yasak veya başka türlü sınırlama getirilmemektedir.
Yanya’dan güney Arnavutluk’a her gün Omonia, Egnatio, Vorio İpirot, Stokhos gibi gazeteler girmekte,
ayrıca ERT-1, ERT-2, ERT-3, MEGA Antenna, Kerkira ve İonion gibi Yunan televizyon kanalları kesintisiz ve engelsiz yayınlarla
ve özel programlarla güney Arnavutluk’a ulaşabilmektedir [32].

Görüldüğü üzere, bir tarafta Çamerya Soykırımı, gasp edilmiş mal-mülk ve vatandaşlık haklarından yoksun bırakılmış Arnavut azınlığı,
diğer tarafta küçük bir etnik Yunan grubuna sağlanan sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasi imkanlar
Yunan-Arnavutluk ilişkilerindeki tek taraflı dengesizliğin tipik örneğini oluşturmaktadır.
Üstelik bunlar bir Avrupa Birliği üyesinin topraklarında, yani Avrupa Birliği sınırları içinde yaşanmaktadır.

İşte bütün bu haksızlığa dayalı denklemler ve Atina’nın Çamerya konusundaki ısrarlı ve inkar edici tutumu,
son dönemde Yunanistan sınırları içindeki Çamerya’ya yönelik bazı eylem ihtimallerini gündeme getirmektedir;
sadece Arnavutluk’ta 150.000 üyesi bulunan çeşitli Çamerya örgütlerinin
daha atılgan düşünen kesimleri tarafından oluşturulduğu varsayılan ‘Çamerya Kurtuluş Ordusu’ gibi bazı yeraltı kuruluşlarının varlığı,
bizzat Yunanlılar tarafından endişeyle dile getirilmektedir [33].
1998 sonu ile 1999’un ilk yarısında iki ülke arasında görülen bazı yakınlaşmaların,
bu sıkıntıları ne dereceye kadar erteleyebileceği ise, zaman içinde görülecektir.

Çamerya Soykırımı !
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

En popüler

To Top
error: Content is protected !!